Şaraba Gönül Verenler: Reha Öğünlü

 Urla’da 2000’li yılların başında kurulan, ülkemizin ilk butik üreticilerinden olan Urlice Şarapları’nın sahibi ve tam bir şarap tutkunu Reha Öğünlü ile Urla’da Tangırdöşeme Mevkiindeki bulunan bağları, şaraphaneleri, tadım evleri olan keyifli mekânlarında, kadehlerimizde Urlice Cabernet Sauvignon Merlot 2008 eşliğinde, şarabı ve Urlice’yi konuştuk.

Ahmet Gök: Her zaman gibi söze ilk içtiğiniz şarabı hatırlayıp hatırlamadığınızı sorarak başlamak isterim. İçtiğiniz ilk şarabı hatırlıyor musunuz?
Reha Öğünlü: Zannediyorum ki ilk şarabım 1972’de üniversite öğrencisiyken içtiğim öküzgözü üzümünden yapılmış bir şaraptı. O günlerde Buzbağ içiyorduk. Zaten başka da bir şarap yoktu. Sonra Yakut vardı. Beyaz olarak da Çankaya içiyorduk…

Peki Nasıl oldu da şarap yapmaya, şarap üreticisi olmaya karar verdiniz?
1990 yılların başında eşim Bilge ile birlikte Amerika’da yaşarken, her akşam soframızda bir şarap olurdu ve yemeğimizi yanında şarap içerdik. Ve o zamanlar evde şarap yapardık. Şaraba karşı büyük ilgimiz varda. Seyahatlerimizin büyük bölümünde bölgedeki bağlarda, şarap üreticileri ziyaretleriyle geçirirdik. Ve o zaman ilerde şarap yapmaya karar vermiştik. 10,15 yıl sonra Türkiye’de dönünce de şaraphane kurup kendi şaraplarımız yapmaya başladık.


İlk bağlarınızı ne zaman kurdunuz? Bugün ki üretim kapasitenizden ve yaptığınız şaraplardan bahsedebilir misiniz?

İlk bağlarımızı 2002 yılında kurduk. Toplam 80 dönümlü alana kurulan bağlarını 40 dönümün bir arkadaşımızındı. Onu 15 yıllığına kiraladık. Fakat daha sonra bundan vazgeçtik. Şuan sadece ilk kurduğumuz 40 dönümlü bağlardan üzüm alıyoruz. Bu da ne yapar? 18 ile 20 ton arası üzüm yapar. Yılda 20 bin şişeye kadar şarap yapıyoruz. Toplam 30 ton civarında üretim kapasitemiz var.

Genel olarak şarap severler tarafından sevilen bir butik üreticisiniz. Şarap yapımında önolog veya danışman ile çalışmadığınızı biliyoruz. Şarap yapımı için bir eğitim aldınız mı?
Biz tamamen kendini yetiştiren cinsten bir eğitim aldık. Amerika’da yaşarken çok kaynağa eriştik. Şarap üzerine çok okuduk. Bağları gezdik. Bir takıp şarap yapımcılarıyla tanışıp konuştuk. Bu arada iki üniversite de klinik tarzında eğitimlere girdik, çıktık. Ve kendimizi yetiştirdik. Sonra da 2002 yılından beri bağcılık ve şarapçılık yaparak tecrübemizi artırdık.


Kuşkusuz yaptığınız şarapları seviyorsunuz. Kendi şarabınız dışında sevdiğiniz şaraplar, bölgeler, üzümler nelerdir?

Biz büyük miktarda severeke Kaliforniya şarapları içtik. Bunun dışında sevdiğim bölgeler., Rhône vadisini seviyorum. Cornas, Hermitage. Hermitage bağa sevdiğim shirazlar var. Chateau Neuf de Pape severim. Bunun dışında Güney Afrika’nın bazı şaraplarını seviyorum. Fakat esas gördüğüm, sevdiğim yerlerden bazıları; Güney İtalya Puglia olsun, Toscana’da iyi Brinnello’lar yakalayabilirsem çok seviyorum. Piemonte Barolo’ların da çok severim. Benim sevdiğim şaraplar bunlar…


Peki sevdiğiniz şarap ile yaptığınız, yapmaya çalıştığınız şarap arasında bir paralellik kuruyor musunuz? Yani sevdiğiniz şaraplar gibi şarap yapamaya çalıyorsunuz? Yoksa burası Urla ve Urla’dan da bu şaraplar çıkar mı diyorsunuz?

Valla şöyle, bizim üzümlerimizden de belli olduğu gibi biz kendi tecrübemize dayalı şarapların üzümlerini seçtik. Bunlarda genelde Fransız sepajları, Cabernet Sauvignon, Merlot, Shiraz, Chardonnay… Ve biraz da Bornova Misketimiz var. Yerli cinsimiz olarak… Bu üzümlerde bizim toprağımız, teruaramızı çok uygun düştüler. Bunun için şöyle diyebilirim: Urla’nın ve bizim bağlarımızın kapasitesi iyi bağcılıkla nereye götürüyorsa o şarabı en az manipülasyonla daha doğru manipalasyon karşıtıyız biz. Bu toprağın bize verebileceği en iyi şarabı yapmayı düşünüyoruz. Ve amaçlıyoruz.


Genel olarak yaptığınız şarapları severek içtiğimizi söylemeliyim. Elinize emeğinize sağlık. Bir de son olarak ülkemizde yapılmaya başlayan şarap yarışmaları hakkında görüşlerinizi öğrenmek isterim. Veritas’ın düzenlediği Master Of Wine ve Şarap Dostları Derneği’nin düzenlediği Genç Türk Şarapları hakkındaki düşünceleriniz?

Bu tür yarışmalar benim hoşuma gidiyor. Çünkü orada Türk şaraplarını da tadabiliyorum. Genelde orada tanıyorum Türk şaraplarını… O bakımda da hoşuma gidiyor. Şarapları puanlanması konusunda… Pek emin değilim. Şarabı anlatabilirsiniz de puan da tabii ona yardımcı oluyor diye bakıyorum. Bir yerde yani aynı Cabernetler içinde 89 puan almışsınız. Sizi üç dört tane şarabın biraz altına koymuşlar. O zaman diyorsunuz ki bende bu üstümdeki şarapları bir tadayım bakayım. En azından benim için faydası bu oluyor. Şarap Dostları Derneği Genç Türk Şarapları sonrası bütün şarapların tadıma açıldığı bölümü çok seviyorum. Böylece bir çok Türk şarabını tatma ve tanıma şansımda oluyor…Ve tabiî ki de insanları bir takım şaraplar satın alırken onlara yardımcı oluyor, seçmelerini sağlıyor puanlar…Bunu düşünüyorum ve daha ötesini pek bilmiyorum.

Butik bir üretici olarak yaptığınız şarapları şarap severler ulaştırmak için yaşadığınız güçlükler neler? Şaraplarınız pazara sunarken karşılaştığınız güçlükler neler?
Açıkça söyleyeyim, biz de pazarlama departmanı yok. Biz şaraplarımızı pazarlama yoluna gitmedik. Sadece burada yerimizden satıyoruz. Bir distribüsyonda yok. Sağ olsunlar restoranlar bizi buluyorlar, şaraplarını buradan sipariş verip alıyorlar. Bunun dışında zorluklar dediğimiz şu tabiî ki küçük olmanın zorlukları var. Bu işe ayırdığımız bütçe de küçük olacağı için Ankara, Antalya’da bulunmamız zor oluyor. Aslında bu şekilde orada burada bulunmayı isterdik. Ama işin açıkçası, konuda da fazla bir çaba göstermiyoruz…

Bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz. Son olarak keyif notları aracılığı ile şarap severlere söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Ben Ankara gittiğim zaman Kalecik Karası içerim. Orada her hangi bir şekilde Cabernet Sauvignon aramam. Rhône gittiğimde de Bordo şarabı içmemde Rhône şarabı içerim. Şarap severlerinde Urla geldiklerinde, Urla şarapları içmelerini… Restoranlarda Urla şaraplarını,yerel yemekler eşleştirirlerse, en güzel tatları bulmuş ve keşfetmiş olurlar… Ben de  teşekkür ederim..

Yorum