Likya Bağları’nda Sonbahar

Likya şaraplarını uzun zamandır ziyaret etmek istiyorduk. Antalya Elmalı’da eski şarap topraklarında yeni bir üreticinin varlığı duyduğumuz günden beri, sürekli gitmek isteyip; sürekli ötelediğimiz üreticilerden başında geliyordu Likya. Bu heyecanı, yola çıktığı 1999 yılından beri taşıyan Burak Özkan’ı Likya Bağları’nda Kasım ayının ilk haftasını ziyaret ettik

Antalya’yı denizden seyrederek yaptığımız kahvaltı sonrasında, düştük Elmalı’nın yollarına… Elmalı Antalya’nın en az turist alan ilçelerinde biri Likya ile birlikte artık şarap turizmine ev sahipliği yapıyor. Likya Şarapları’nın bağ gezileriyle başlattığı ekonomik hareketlilik sayesinde gelen yüzlerce insanın, Elmalı ekonomisine büyük katkı sağlıyor. .. Elmalı esnafı da başlarda mesafeli durduğu Likya Şarapları’nı artık sahiplenmiş… Son yasaklarla Likya Bağ Gezileri’nin düzenlenemiyor olması en çok Elmalı esnafını üzüyor. Gönüllü Likya Şarapları reklamı yapmak isteyen esnaflarla karşılaşıyoruz. Onlarda bu durumdan şaşkın ve rahatsız… Antalya başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinden şarap için Elmalı’ya gelen insanları tekrar istiyorlar, bekliyorlar…

Elmalı’da hayat MÖ 5. ile 4. Yüzyıllarda Likyalılarla başlıyor. Elmalı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Devleti, Teke Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde tarihi yolculuğunu tamamlayarak günümüzü gelmiş. Bugün Likya Şarapları, Likya şehirlerinin üzerine kurduğu bağlara yine Likya şehirlerinin isimlerini vererek yaşatıyor. Kızılbel, Patara, Podalia, Myra, Arykanda, Isında … Likya şehirleri 20. Yüzyılda yeniden Türkiye Cumhuriyet’inde hayat buluyor.

Elmalı’da Likyalılardan beri şarap ve bağcılık yapılıyor. Halen yerel üzümlerin olduğu bağlar var. Likya bu bağlardaki üzümlerin bir bölümünü alarak işliyor. Ve sofralık ve şaraplık olmak üzere 32 farklı üzüm çeşidini yetiştiriyor. Ve bölgede bağcılık yapmak isteyenlere de ücretsiz danışmanlık da yapıyor…Özkan ailesi Finike’de uzun yıllar gıda sektöründe, ilçenin büyük ihracatçılarından aynı zamanda petrol istasyonları da işletiyorlar. Burak ve Doruk Özkan kardeşlerin şarap tutkusunu bugünlerde ana iş kolu haline getirmişler. 1999 yıllında dikmeye başladıkları bağlardan 2008 yılında 40 bin şişe, bugün ise yaklaşık 1 milyon şişe şarap yapıyorlar … Ve Amerika başta olmak üzere dünyaya şarap ihraç etmeye başlamışlar.

Burak Özkan rehberliğinde Likya Şaraphanesi’ne vardığımızda son Boğazkere üzümlerin sabah geldiğini öğreniyoruz. Likya Bağlar insanı büyüleyen bir kızıllıkta, asmaların yaprakları kurumaya, kızılın, kahverenginin en güzel tonları vermeye başlamış… Bağların arasında dolaşırken asmalarda kalan ya da bırakılan son üzümleri yemek kadar keyifli bir şey olamaz, en sevdiğim şeylerin başında gelir. Hafif suyunu çekmiş tatlı tanecikler, müthiş zevklidir…

Elmalı’da 2 günümüz olduğu için şarap tadımını da 2 güne yayıyoruz. 2010-2013’ün bütün şaraplarıyla buluşuyoruz. Tadım sonrası geç öyle yemeği için Burak bey bizi, Şen Baba Kebap Salonu’na götürüyor. Sevimli bir esnaf lokantası, Elmalı’ya özgü tahinli piyaz ve keçi etinde ızgara şişleri ve un helvasını keyifle yiyoruz.. Gün batımıyla gece kalacağımız Finike yat limanın doğru yola çıkıyoruz….. Avlan Gölü’nün kıyısında, yükseklerde sedir ve ardıç ağaçları ve bağlar arasında yeşilin bin bir tonunu görerek denizin maviyle buluşuyoruz… Fenike yat limanında Likya beyazlarının şeref konuğu olduğu güzel bir balık ziyafetiyle günü bitiriyoruz…

Ertesi sabah Özkan ailesinin evinde unutulmaz bir kahvaltı ile gün başlıyor… Nar ve nar suyu seven biri olarak, bahçedeki narlardan sıkılma nar suyunun verdiği keyifle tekrar Elmalı’daki Likya Bağları’na doğru yola çıkıyoruz… Gündüz vadi bir harika Likyalılardan beri şifa dağıtan Arykanda suyunu yudumlayarak serinliyoruz…. Kızılbel Bağları’nı gezdikten sonra tadımızın ikinci bölümü için Likya Şaraphanesine geçiyoruz… Tadım sonrasını Elmalı’ya ayırıyoruz… Önce Elmalı’nın dar tarihi sokaklarında Elmalı evlerini seyrederek geziniyor. Bugün külleriyle Kızılbel tümülüsünde yaşayan, arkeolojinin büyükannesi Prof. Machdelt Mellink’ in aşkıyla hayat bulan Likya’ya eserlerinin sergilendiği Elmalı Müzesi’ne hayran kalıyoruz… Elmalı’nın hazinesi Elmalı Sikkeleri burada sergileniyor. Ömer Paşa Cami, Kesik Minare ve medreselerle görülmesi gereken yerlerin başında geliyor…

Dönüş yolculuğumuz ve geç öyle yemeğimizi…Korkuteli Mantar Evi’ de yapıyoruz. Burası sadece mantardan yemek yapan keyifli bir mekân…Şarap çeşidi az ama yine de bulunuyor. Soğuk bir Antalya şarabı olmadığı için yemeğimize bira ile devam ediyoruz… Hiç bitmesini istemediğimiz bu 2 güzel günün ardında harika ev sahipliği için Burak Özkan teşekkür ederek İstanbul dönüyoruz… Aklım ise tadına doyamadığım asmalarda kalan Pinot Noir tanelerinde….

Yorum